blog-logo" src="http://cem.dastan.biz/wp-content/uploads/2008/07/google-docs-blog-logo.gif" alt="" width="149" height="141" align="left" />Blog yazmaya başladığım günden bu yana ne yazayım ne yazayım diye düşünüp durdum ilk başlarda. Sonra bıraktım kendi haline kendimi. Bir anda yazmak istediğim birşey çıktı ya da bir konu hakkında yeni bilgilenmiş olduğum and işte bunu paylaşmalıyım dediğim şeyleri yazdım. Bu arada bir çok blogu da takip ediyorum. Kimler ne amaçla nasıl yazılar yazmışlar diye. Gördüklerimi yorumlamak gerekirse belli başlı bloglar haricinde bir çok kişi heves için yazmakta ya da yazmış olmak için. Bu da yavaş yavaş aradıklarımızı bulamamaya doğru gidiyor.
Şimdi bana söyleyin. Bu yazıyı okumaya geldiğinizde ne bekliyordunuz. Blog yazmanın kuralları varmış da onları öğrenmek için mi yoksa bloguma nasıl yazılar yazarsam daha çok ziyaretçi alırım diye mi geldiniz? Bence bir çoğunuz merak ettiniz benim blogum neden az okunuyor ben birşeyi eksik mi yapıyorum diye. Hayır yapmıyorsunuz aslında. Sadece bu işi ilk yapanlardan değilsiniz. Bu yazımda da nasıl blog yazılırı anlatmayacağım. Bir kere benim blogumun sloganı belli en üstte yazıyor.
“herkes köşesine çekilmiş, burası da benim!”
Kısacası blog dediğiniz şey sizin kendi köşeniz. İstediğiniz gibi yazarsınız kimse size karışamaz. O sebeple sağda solda yazan blog yazmanın kurallarıydı, şöyle yazarsan çok kişi okur böyle yazarsan az kişi okur yazılarını okumaktansa siz yazınızı yazın elbet onları da bir an gelip okuyacak kişiler çıkacak. Bakın mesela bu yazıyı şu an SEN okuyorsun. Kim bilir nereden nasıl bir arama yaptın da geldin.
Tavsiye mi istiyorsun, o zaman tavsiyem şudur. İstediğin konuda yaz istediğin dilde istediğin kişiye. Bunun bir kuralı yok. Sadece izle diğer çok okunan blogları. Bak onlar neler yazıyorlar. Sen o yazılanları yazamayacak birisi değilsin. Çünkü artık yazılanlar oldukça vasat geliyor bana.
Cem DAŞTAN
Yazara eposta gönderin | Cem DAŞTAN'a ait tüm yazılar




“Sen o yazılanları yazamayacak birisi değilsin. Çünkü artık yazılanlar oldukça vasat geliyor bana.” demişsin ve haklısın bence.
Blogu bir para kazanma mecrası olarak görenler arttıkça, web sitelerinin oluşturduğu çöplük gibi blog çöplüğü de oluşuyor. Yazılar vasatlaşıyor çünkü, yazı yazalım da ne olursa olsun mantığı ile yazılıyor. Oradan buradan kopyalarız, içine biraz teknoloji biraz seksapalite atarız, bir de hergün yazdık mı yükselir de yükseliriz. Sonuç; internet sitesi çöplüğünden sonra, blog çöplüğü olur.
Bence yazacak bir şeyleri olmayanlar yazmasın. Radyoculukta bir söz vardır, “dinleyecileri tatmin edecek bir konuşman yoksa, yerine şarkı çal”.
Bana göre blog yazmak tamamen kişisel bir şey, kişisel bir hobi. Hergün yazmak için zorlamayın kendinizi, içinize bir şeyler geldiğinde yazın.
Amma çok dırdır ettim yahu. Bu arada “Blog Yazmanın Kuralları” diye başlık atıp neler döktürmüş diye bakmaya geldim seni Cem
Açıkçası baktımda şöyle bir yorumuna. Benim yazımdan daha uzun olmuş sanki
Ama bahsettiğim olmuş. Beklediğim tepkiyi aldım. Hep birşeyler yazmak karalamak yerine yazacağın birşey varsa ve farklı olacağına inanıyorsan yaz. İster şiir yaz ister gününü yaz. Ama n’olursunuz işe yarar birşeyler yazın diyorum insanlara.
Ha bir film mi seyrettin onun yorumunu yaz. Ama tarafsız yaz. Bir eklenti ya da tema mı buldun wordpress için. Kullan ama mümkünse Türkçe’si buradan indirilir deme. Eklenti ya da tema kuran adam Türkçe’ye de çevirebilir.
Yanılıyormuyum?
Bu noktada ben de bir yorum yapmak istiyorum;
kopyalamadan (kaynak göstererek), çalmadan (gayet ayıp) ve sadece yazmak için yani içinden geldiği için (para için yada iyi bir içerik yazmak için değil) yazmak lazım. Diğer türlü hiç bir işine yaramayan özellikleri nedeniyle bissürü para harcanan cep telefonları gibi oluyor